Posts Tagged ‘müzik’

Sonne – Rammstein

Thursday, July 8th, 2010

Iki hafta once Istanbul, Sonisphere ile birlikte dunyaca unlu cesitli metal gruplarina ev sahipligi yapti. Ilk gun headliner olan Rammstein unutulmaz bir performans sergilemisti. Daha onceden de bildigim ama benim icin cok ilgi cekici olmayan bu parcayi, bu konser ile bir daha kesfettim.


See more from Videos on rocktube.us

fevgo – haris alexiou

Sunday, May 2nd, 2010

gectigimiz ay gripinin yeni sarkisiyla karsilastim internet ortamlarinda. dinledim, cok guzel geldi sozleri, tinisi. bir kac dinlemenin ardindan bir sey dikkatimi cekti, melodi bir yerlerden tanidik ama nereden? googleda hemen kisa bir arastirma sonrasi buldum. haris alexiou hanimefendiden gelmis seneler once bu sarki fevgo ismiyle. daha sonra youtube’dan actim fevgoyu dinledim. bir kez daha bir kez daha bir kez daha. yunanca bilmem etmem, ama sarkinin melodisi, soyleyenin vurucu sesi, bu kadar mi yasatir en yogunundan duygulari insanin bunyesinde. merak ettim anlamini fevgo’nun. eksi sozlukte hakkindaki karsima gelen ilk entryde sozlerinin anlami yaziyor. aslinda yunanca bilmeden de bu kadar iyi hissedilebilir bir sarkinin sozleriyle de anlatmak istedigi. yunanca bilmiyorum evet, ama ben sozlerin anlamini bilmeden de soyluyordum bunlari icimden sarkiyi dinlerken. tesekkur ederim alexiou.


Haris Alexiou – FevgoFunny blooper videos are here

zaman zaman gündüz düsler görürsün,
ama simdi benim düslerim daha ileri gitmiyor.
gidiyorum… simdi gidiyorum..
bir zamanlar gözlerindeki güneslerin icinden bakardi,
ve bu güneş beni lime lime ederdi.
gidiyorum… simdi gidiyorum..
simdi gökyüzü korkutmuyor beni yagmur bile yagsa,
simdi düslerimin kimligi yok.
gidiyorum.. simdi gidiyorum…
gidiyorum artık kalbim almiyor,
artik dostlarim söylesinler beni sarki diye.
gidiyorum ve arkamda birakiyorum ortak düslerimi,
hasta ve gücsüz duygulari..
gidiyorum.. gidiyorum…
artik yalanlara bulanmaya tahammülüm kalmadi,
ve şimdi anladim ki ben de bir yalanmisim..
gidiyorum.. simdi gidiyorum…
artik hayatimi ölçüsüz yasamak istiyorum,
kalbim gitgide bir tas gibi sertlesmekteyken.
gidiyorum.. simdi gidiyorum…
simdi insanlar ve sesler beni korkutmuyorlar artik,
gidiyorum simdi gidiyorum..

Albinoni Adagio In G Minor – Vesselin Demirev

Wednesday, April 21st, 2010

zaman duruyor sanki. Demirev’in kemanının sesi, Remo Giazotto’nun mükemmel eseriyle birleşiyor. gözlerinizi kapatın ve bırakın zaman dursun..

Ted Nugent – Stranglehold

Sunday, April 18th, 2010

Guitar Hero – World Tour sayesinde tanıştım kendisiyle. İnsanı kendinden geçiriyor.. Gitar bu kadar hoş gelmemeli kulağa, açlıktan susuzluktan ölebilir insan dinlerken..

sansürsüz klipler

Thursday, February 11th, 2010

Emek harcanip cekilmisler ama yayinlanmasi nasip olmamis sansursuz cillop gibi klipler..

Rammstein – Pussy (Uncensored)

500.000 rock & metal videos on ROCKTUBE and METALHEAD

Placebo – Protege moi (Uncensored)

sensiz olmaz

Monday, February 8th, 2010

acı çekmeyen, ben hep mutlu oldum, bir an bile yalnızlığın acısını hissetmedim diyebilen var mı? aşk, sevgi, bağlılık, alışkanlık kim ne derse desin.. bu şarkıda herkes birşeyler bulur kendinden..

“anlaşılan alışmışım, sensiz olmaz sensiz olmaz”


Bülent Ortaçgil – Sensiz Olmaz
Yükleyen barrlass. – Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

içmek, hep içmek

Tuesday, November 24th, 2009

osmanbey ev partilerinin altıncı ayağını geçtiğimiz cumartesi gerçekleştirdik. bu sefer partinin düzenlenme sebebi aslı selçuk, engin eröz ve aytekin’in doğumgünlerini kutlamaktı ancak engin şerefsizi “bilet bulamadığı” için gelemedi ve onsuz bir parti daha geçti. partimizin konsept içkisi tekila idi. yani tekilave bira dışında alkollü bir içki olmayacak, gelecek kişiler üç beş kişi birleşip ya tekila alacaklar, alamıyorlar ise bolca bira ile eve geleceklerdi. Nitekim parti başlangıcında sekiz şişe tekilamız, ellinin üzerinde biramız vardı..

bu parti için iyi hazırlandık. özellikle selçuk’un hem konsept hazırlığı hemde parti organizasyonu ile ilgili yardımları çok fazlaydı. bu partiye bu kadar çok hazırlanmamın sebebi daha bir buçuk ay önce yaptığımız “osmanbey’e veda mı diyoruz” partisinde yaşanan hüsrandı. organizasyon çok geç hazırlanmıştı ve katılımcı sayısı çok az kaldı. dolayısıyla saçma bir ev partisini, parti içinde küçük bi ev toplantısına çevirmiştik. ertesi gün etrafı toparlarken çok daha iyi organize edebileceğim bir eğlencenin olabileceğini düşündüm ve bu partiyi gerçekleştirdik.

öncekilerin ilki dışında hiç biri belirli bir içki konseptinde değildi ve bir ev partinin iyi geçmesi için ilk kuralın insanların midesini ve dolayısıyla keyfini bozmayacak şekilde içki sunmak olduğunu düşündük. bunun için bu partinin içkisini tekila olarak belirledik. ev düzeni konusunda önceki partilerden edindiğim tecrübe insanların mekan içerisinde çok fazla dağılmasını sağlamadan, bir arada tutabilecek şekle getirmeliydik. bunun dışından bir önemli konu ise ne yapacağımızı bilerek davranmaktı. yani partinin her saati belirli olmalı, insanların beraber eğlenmesini sağlamak olmalıydı. dolayısıyla müzik seçimi çok önceden belirlendi ve davetlilere bildirildi. herne kadar ihtiyaç kalmamış olsa da davetlilerin kendilerine kolaylık olsun diye bir taksi ayarlanmıştı.

melihcan, özgür, selçuk, irem ve ezgi’nin büyük yardımları ile partiden iki gün önce mekanın şekli ortam için uygun hale getirildi. görsellik katması için ışıklandırmalar ayarlandı, telvizyonda gösterilecek videolar hazırlandı, müzik listesi düzenlendi ve alışveriş yapıldı. parti günü ise, portakallar limonlar kesildi, bar hazırlandı, yiyecekler ve alkollü alkolsüz içecekler hazırlandı ve sürekli tekila içemeyecek kişiler için insanların ağzından kolay geçebilecek bir karışım hazırlandı ve shotlara konuldu. 20.00′da başlayacak parti önceki partilerin aksine daha erken başladı.

içki tekila olduğu için 20.00′da başlayan tekila shotları zamanın yavaş geçmesini sağlıyor, insanların kolay ama bozulmadan sarhoş olmalarına sebep oluyrdu. zaten ilk 5 şişe tekila bittiğinde sat 22.00 olmamıştı. o saatten sonra zaten herkes herşey koptu ve tam manasıyla parti başlamış oldu. şarkılar söyleniyor, 80′ler 90′lar eşliğinde insanlar tepiniyordu. bir kaç kişi dışında kalkıp dans etmeyen, salonun ortasında kendini kaybetmeyen yoktur sanırım. volkan ve aytekin’in canlı müziği eşliğinde ise bağıra çağıra şarkılar söyledik. parti sabaha kadar sürdü, içtik, sıçtık, güldük eğlendik.. (bi ara konyaya bile gidiyorduk) parti bittiğinde biz de bitmiştik.

parti bu kadar güzel geçmesine rağmen bu güzelliğe gölge düşüren olaylar olmadı değil tabiki. başlıca iki olay beni ciddi şekilde rahatsız etti. bir tanesi ve rahatsız etmiş olsa bile içimi yemeyen durum komşuların gürültüden rahatsız olmaları idi. haklılardır, çok abarttık zaman zaman gürültüyü ve ne deseler boynum kıldan ince. ama bir cumartesi ve ben yedi senedir aynı apartmandayım, daha ciddi bir şekilde benden rahatsız olan bir kişi bile olmamıştır. yedi senede bir gece, atlatılmayacak şey değil.. ikinci olay ise benim kimyamı ciddi şekilde bozdu ve bu partiyi bu evde yapılan jubile partisi olarak değerlendirmeme sebep oldu. İçkiyi ağzıyla değil kıçıyla içen birinin sarhoş olup benim evimde olmaması gereken bir takım olayların gelişmesi bütün gecenin güzelliğinin içine etti. olayla kendimi suçlu görmesemde ihmalimin olmadığını söyleyemem. bu ihmalde kontrolünde olmayarak yaptığım bir şey değildi ama beklediğim gibi olmadı. daha hızlı davranmalıydım ya da ağzıyla içmeyen adamları böyle yerlere getirmemeliydim en başından. neyse oldu ve bitti, yapacak bir şey yok..

komşu şikayeti ve sabahın 5′inde saçma bir durum dışında, parti kendi içinde inanılmaz güzeldi. emeği geçen, yardımı dokunan, katılan herkese çok teşekkürler.. ben başından yatasıya kadar çok eğlendim ve eğlenmeyen kişi olmamıştır sanırım.